Grand Theft Auto IV {İnceleme}

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Güncel Grand Theft Auto IV {İnceleme}

Mesaj tarafından Berko Bir Salı Nis. 28, 2009 8:30 am

Konsollarda fırtınasını kopardı, bilgisayarlara da ‘Geldi, gelecek,
şimdi yoldadır’ derken bomba gibi düşüverdi. GTA 4, serinin önceki
oyunları gibi, belki de daha fazla, konuşulacak, eleştirilecek ve
sevilecek. Bunu şu anda tam olarak kestiremiyorum fakat şundan eminim
ki bu oyun birçok kişinin ‘ Bu oyun değil, başka bir şey’ demesine
sebep olacak, aynı benim gibi: GTA 4 bir oyun değil, bir yaşam tarzıdır.

Her şeyden önce bu oyunun incelemesinin biraz geç kaldığını
düşünebilirsiniz. Fakat böyle kapsamlı bir oyunu, tüm detaylarını
görmeye çalışarak, sizlere anlatmanın ne kadar zor olduğunu kelimelerle
ifade edemem. Üstelik bayramda olmamız sebebiyle ziyaretler, misafirler
ve el öpmeler, zamanımı ayırmam gereken işlerin başında geliyordu.
Ancak yine de elimden geldiğince sizlere servisi soğutmadan yapmaya
çalıştım. Rockstar Games bizi oyunun çıkması konusunda oldukça
bekletti, bir de ben inceleme için sizleri daha fazla bekletmeyeyim.
Hadi buyurun buradan başlayalım.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Macera Dolu Amerika


Avrupa’nın doğusunda önceden askerlik yapmış olan Niko Bellic,
Amerika’da yaşayan kuzeninin kendi hayatı hakkında anlattıklarına
inanarak düşer yollara. Kuzen Roman sadece paradan, kızlardan,
plajlardan ve lüks arabalardan bahsetmiştir. Niko bunların hayaliyle
illegal yollardan New York’a, oyundaki adıyla Liberty City’e gelir.
Fakat kurduğu hayaller, Roman’ın evine varınca yok olur. Roman ufak bir
dairede kalmaktadır ve işlettiği bir taksi şirketi vardır. Roman’ın
sıktığı palavralar sebebiyle Niko her şeyi geride bırakmış olarak yeni
bir hayata başlayacaktır, beklemediği bir yaşama.

GTA 4’ün hikayesi bundan ibaret. Karakterimiz Niko bir süre şaşkın
ördek gibi ortalıkta dolanıyor. Roman’ın pek de temiz olmayan çevresi
Niko’yu da içine çekerek, yavaş yavaş pis işlerin içine girmemizi
sağlıyor. Önce getir götür gibi basit işlerle başlıyoruz ve görevleri
bir bir tamamlayarak kısa sürede itibar sahibi oluyoruz. Oyunun
senaryosu çok iyi hazırlanmış, ara videolar da senaryoyu çok daha
çekici hale getiriyor. GTA’nın önceki oyunlarında senaryo benim pek
ilgimi çekmezdi, ancak bu oyunda senaryonun akışı, oyunun gidişatı beni
etkiledi.
Diyaloglar ise tek kelimeyle muhteşem olmuş. Bazen aşırı komik
konuşmalar olabiliyor, hatta bir ara videoyu seyrederken resmen
gülmekten yerlere yattım, 5-10 dakika kahkaha atmaktan oynayamadım.
Gerçi çok küfür içeren konuşmalar var, neredeyse her cümlenin içinde
bir küfür bulunuyor.

Aynı şekilde bize verilen görevler de önceki oyunlara göre daha iyi.
Mesela San Andreas’da bazen saçma sapan görevler yapıyorduk, bir kötü
adam için ilgisi alakası olmayan görevler. GTA 4’te böyle görevlere
rastlamıyoruz, her görev kendince anlamlı ve kurguda bir yeri var. Ana
görevlerin yanında ek görevler de mevcut. Envai çeşitli görevler
sayesinde oyun süresi oldukça uzun oluyor. Sıkılmanız gibi bir durum
zaten yok. Sıkılmamızı engelleyecek diğer bir şey de; bir görevde
başarısız olduğumuz zaman mesaj yoluyla cep telefonumuza ‘Tekrar dene’
ibaresi geliyor. ‘Enter’ tuşuna bastığımızda göreve yeniden başlıyoruz.
Şehir Halkı


New York oldukça kalabalık bir nüfusa sahip, bu durum oyunu da
yansıtılmış. Liberty City’nin kalabalık sokaklarında insanlar, kendi
yaşamlarını sürdürüyorlar. Tabi ki bir oyunda her insan farklı olamaz,
ancak GTA 4’ün yapımcıları o kadar çok çeşitte insan oluşturmuş ki aynı
karakterlere nadiren rastlıyoruz. Sadece çeşitlilik değil tabi,
gerçekte dışarıda bulunan toplum nasıl davranıyorsa, oyunda da aynen
öyle. İnsanlar birbirleriyle sohbet ediyorlar, gazete okuyorlar, yemek
yiyorlar, ellerinde içecekleriyle dolaşıyorlar, otobüse, taksiye,
metroya, trene biniyorlar, alışveriş yapıyorlar, cep telefonlarıyla
konuşuyorlar.

Sokakta her türlü insana rastlamak mümkün, dilencisi, yolda çalışma
yapan işçisi, hapçısı, sokaklarda yaşayan insanı ve ellerinde
poşetlerle gezinen alışveriş çılgınlarıyla dolu Liberty City. Artık tek
tip polis de yok. Siyahi, beyaz tenli, şişman, zayıf, uzun ve kısa
farklı farklı polis memurlarıyla dolu bir şehir. Hep filmlerde
karşımıza çıkan, elinden çöreği hiç düşmeyen, şişman polis amcalar, bu
oyunda da gönüllerimizde taht kuracak. Bazen bu türden polisler sokakta
birisini kovalıyor, görmelisiniz, gülmemek elde değil. Şiddet içerdiği
için eleştirilen GTA, oldukça fazla komedi unsuru içeriyor.
Devriye gezen polis sayısı önceki oyunlara göre daha fazla. Bu
polisler sadece boş boş gezinmiyor elbet. Suçlulara göz açtırmıyorlar,
sürekli olarak birilerini yakalamaya çalışıyorlar. Bir keresinde
karşımda bir adamı tutuklayıp polis aracına bindirdiler. Şok oldum,
‘Bunu da mı düşünmüş bu yapımcılar?’ diye sordum kendi kendime. Gerçi
sonra takip ettim arabayı, ne yapacaklar diye meraklandım. Öyle
gezindiler sokaklarda, tabi siz görevlerden ve yoğunluktan vakit
bulamayacağınız için takip edemeyeceksiniz.

Polisler peşimize düştüğü zaman yine bildiğimiz yıldız sistemi
gözümüze çarpıyor. Birden altıya kadar yıldız mevcut ve duruma göre
artış gösteriyor yıldız seviyesi. Serinin diğer oyunlarına göre farklı
olan ise harita üzerinde bulunan daire sistemi. Yıldız seviyesine göre
harita üzerinde daire şeklinde bir alan oluşuyor. Bu alanın dışına
çıkabilirsek polisler peşimizi bir süre sonra bırakıyor. En düşük
seviyede aranıyorken alan küçük iken seviye arttıkça bu alan da büyüyor
ve bizim polislerden kurtulma olasılığımız düşüyor.
Tekrar sivil halka dönelim; artık insanlar sizin davranışlarınıza
göre mantıklı tepkiler veriyor. GTA’nın önceki oyunlarında trafikte
birisinin arabasına çarptığımız zaman hiçbir şey olmamış gibi
davranıyor, yoluna devam ediyordu, gerçi bazıları inip sopayla veya
silahla saldırıyordu bize ama genellikle tepkisiz kalıyorlardı. GTA
4’te durum bambaşka, birisinin aracına çarptığımız zaman, duruyor,
araçtan iniyor, ya küfrediyor ya da saldırıyor. Çok ufak kazalarda ise
bir şey demiyorlar.

Başkasının arabasının üstüne çıktığımızda kornaya basıyor, inmemiz
için sağ sol yaparak yavaşça ilerliyorlar. Kırmızı ışıkta geçtiğimizde
karşı taraftan hakaretler işitebiliyor, kornalar eşliğinde tepki
toplayabiliyoruz. Birisini aracından indirip arabasını çaldığımızda
kapıya asılabiliyor, işin ucunda ölüm bile olsa aracın peşinde
sürünerek, malına sahip çıkmaya çalışıyor.
En beğendiğim özelliklerden biri de halkın hava şartlarına göre
davranış değişikliği göstermesi. Yağmur yağmaya başladığı zaman,
insanlar bina diplerinde yağmurun bitmesini bekliyor, şemsiyesi olan
şemsiyesini kullanıyor, olmayan elinde ki kitap ve gazete gibi araçları
başlarına koyarak ıslanmamaya çalışıyor. Şiddetli yağmurlar da ise
sokaklarda ki insan sayısı oldukça azalıyor. Tüm bu saydığım detaylar
bile GTA 4’ü muhteşem bir oyun yapar ama buz dağının görülmesi gereken
birçok yeri var daha.

‘Zor Ölüm’ mü? O da ne?


GTA 4 önceki oyunlara nazaran biraz daha zor. Gerçi GTA ‘San
Andreas’ da çok zor görevler vardı bu oyunda olmayan ama genel anlamda
bu oyun daha zor. Karakterimiz daha kolay ölüyor. Sağlık seviyemiz daha
hızlı azalıyor. Sağlık sistemi ise çok basit, uyuduğumuz, yemek
yediğimiz zaman sağlık seviyemiz artıyor. Bazen yaptığımız görevler
esnasında sağlık kutularına rastlayabiliyoruz.
Çatışmalar çok daha iyi olmuş. Düşmanlarımız harita üzerinde bulunan
nesneleri kendilerine siper edinebiliyorlar, iyi nişan alıyorlar,
kalabalık olduklarında etrafımızı sarabiliyorlar ve kendi aralarında
taktik geliştirebiliyorlar. Yapay zeka bu anlamda başarılı olmuş. Hele
ki sayıca bizden fazla olduklarında ölmemiz an meselesi.

Artık sadece silahlar öldürmüyor bizi. Araçla şiddetli bir kaza
yaptığımızda camdan fırlayabiliyor karakterimiz. Eskisi gibi arabayla
çılgınlıklara kalkışmayın o yüzden. Aynı şekilde yolda yürürken dikkat
etmezsek bir aracın altında bulabiliriz kendimizi. Trafik kurallarına
olabildiğince uymamız gereken bir oyun yapmış ‘Rockstar Games’.
Oynanabilirlik


GTA bu bölümde gerçekten çok gelişmiş olarak karşımıza çıkıyor.
İnsanların hareketleri, yürüyüşleri, koşmaları, aynı şekilde
karakterimizin koşması, davranışları, yürüyüşü, araç kullanışı oldukça
gerçekçi olmuş. Araç kullanırken kornaya bastığımızda adamımızın eli
kornaya gidiyor, direksiyonu sadece sağa sola yatırmıyor, mesela tam
sol yaptığımızda karakterimiz elleriyle 360 derece çeviriyor
direksiyonu. İşin kötü yanı direksiyon dönmüyor adamımızın ellerinden
anlıyoruz bunu. Geri giderken arkaya doğru bakması, oyuna artı puan
kazandıran başka bir detay.

Önceki oyunlarda bazen robot gibi hareketlerle karşılaşıyorduk. GTA
4’te ise böyle şeylere rastlamak pek mümkün olmuyor. Koşarken durmak
istediğimizde, karakterimiz hemen durmuyor, bir iki adım yavaşlayarak
duruyor. Sağa sola dönerken vücut hareketleri aynı gerçekteki gibi.
Kontrol biraz zorlaşmış ama zamanla alışıyoruz. Niko yüksek yerlere
tutunarak asılı kalabiliyor, asılıyken sağa sola hareket edebiliyor ve
tel örgüleri tırmanarak aşabiliyor.
Çatışmalar sırasında duvara, kapı kenarlarına, büyük kutulara ‘Q’
tuşu ile yaslanabiliyor, o şekilde nişan alabiliyoruz. İstersek
vücudumuzu hiç açık etmeden sadece silahı uzatarak ateş edebiliyoruz.
Düşmanlarımız da bu yeteneğe sahipler tabi. Bu özelliği ‘Rainbox Six
Vegas’ oyunundan hatırlıyoruz. GTA’ya da çok başarılı monte edilmiş.
Oyundaki heyecanı daha da arttırıyor.

Araç sürüşünü yapımcılar daha gerçekçi yapmaya çalışmışlar. GTA’nın
sevmediğim özelliklerinden biriydi araç sürüşü. Hemen hızlanan ve hemen
yavaşlayan, sağa veya sola dönerken çok sert dönüşler yapan araçlar
vardı. Bu yüzden araba sürmek zevk vermiyordu. GTA 4’te sürüş bir
bakıma değişmiş. Araçlar ne hemen hızlanıyor ne de hemen yavaşlıyor.
Ancak dönüşleri yine pek beğenmedim. Arabayı döndürdüğümüz zaman beşik
gibi sağa veya sola doğru yatıyor. Bir de araba ya çok dönüyor ya da
hiç dönmüyor. Konsoldan geçiş olduğu için klavyede rahat kullanamıyoruz
araçları bana göre.
Aynı şekilde araba çok kayıyor, sanki buz pistinde sürüyoruz, yağmur
yağdığı zaman ise bu iş daha da çığırından çıkıyor. Bu nedenle
kovalamacalar esnasında oldukça zorlu dakikalar bizi bekliyor. Birkaç
tane kamera açısı var yine. Kokpit kamera da olsa fena olmazdı ama
sonuçta bu bir yarış oyunu değil, o yüzden eksiklik sayılmıyor. Kamera
açısını ‘serbest’ olarak seçtiğimizde ‘G’ tuşu ile zamanı
yavaşlatabiliyoruz.

Alkollü araba kullanmak gerçekteki gibi bu oyunda da tehlikeli. Niko
sarhoş olduğu zaman bırakın düz yolda düzgün yürümeyi, ayakta
duramıyor. Bu şekilde bir de araba kullanmaya kalkarsak ya karakolda ya
da hastanede buluruz kendimizi. Araca bindiğimiz zaman ekran hafiften
sallanmaya başlıyor, başımız zaten dönüyor gerçek anlamda. Üstüne
üstlük araba da sağa veya sola doğru gidiyor, düz kullanmak oldukça
zorlaşıyor. Gaz ve fren hassaslığı da oluşuyor, birazcık gaza bassanız
araç çok hızlanıyor, frene asılsanız bile Niko aracı durdurmakta zorluk
çekiyor. Bu yüzden toplu taşıma araçlarını öneriyorum, trafik
kurallarına uyalım değil mi?

GTA 4’ün bir diğer yeniliği de şu; artık ağaçtan elma toplar gibi
sokaklarda park edilmiş araçları çalamıyoruz. Kilitli olan araçları
açmak için Niko ön camı kırarak içeri giriyor ve anahtar aracın üstünde
olmadığı için kablolarla uğraşarak aracı çalıştırıyor. Bazı araçlarda
alarm sistemi var ve bir anda ötmeye başlıyor. Polis sizi bu halde
yakalarsa pek de hoş karşılayacağını sanmam.
Grafikler ve Sesler


GTA serisinin oldukça renkli ve süslü grafiklerle çizgi filmleri az
da olsa andıran kendine has bir tarzı vardı. Tamam, oyun şiddet
içeriyordu ama gerçekçilik bakımından oldukça düşük bir seviyedeydi.
Ateş ettiğimiz kişinin vücudundan, toprağın altından çıkan petrol gibi
kan fışkırması, kellelerin vücutlardan olur olmadık yerlerde ayrılması
gibi olaylarla karşılaşıyorduk. GTA 4 buna bir son veriyor. Gerçekçi
grafikler ve mükemmel metropolüyle bize sanal bir dünya sunuyor.

Fizik modellemeleri, araçların görüntüsü, binalar ve yollar tek
kelimeyle muhteşem. Özellikle yollardan bahsetmek istiyorum. Diğer GTA
oyunlarındaki gibi pürüzsüz kaymak gibi asfalt beklemeyin. Tümsekler,
çukurlar ve çıkıntılar, asfalttaki çatlamalar, bunların hepsiyle
karşılaşacaksınız. Yol çalışmaları olan tehlikeli yerler de mevcut.
Su gibi akan kan demiştik, GTA 4’te böyle şeylere rastlamıyoruz.
Gerçekçilik dozajının arttığı bu oyunda merminin geldiği yere göre kan
akıyor. Arabayla birisine çarptığınız zaman aracın üzerinde kan lekesi
oluşuyor. Siz araçtayken kurşun size isabet ederse, aracın camına kan
sıçrayabiliyor. Ya da birisini vurduğunuz zaman çevredeki duvarlara kan
sıçrayabiliyor. Çatışma esnasında vurulduğunuz zaman ekranımız da
kandan nasibini alıyor.

Hasar modellemesini burada size ne kadar anlatsam da gözlerinizle
gördüğünüz kadar etkili olmaz. Araçlar çarpışmanın şiddetine ve temas
eden bölgelere göre hasar alıyor. Aracınızı hafifçe bir yere
sürttüğünüzde çizilebiliyor ve boyası kalkıyor. Bir duvara hızla
çarptığınızda aracınızın ön kısmı içe doğru göçüyor ve camlarınız
kırılabiliyor. İşin en güzel yanı duvarda da çatlama oluşuyor.
Gölgelendirme üzerinde çok çalışmış yapımcılar, diğer oyunların
gölgelendirme sistemine hiç benzemiyor bu yapımınki. Çok uğraşmışlar
fakat ne kadar başarılı olmuşlar bilemiyorum, gölgeler güzel olmuş ama
bazen görüntü bozulabiliyor. Bu tarz gölgelendirme biraz daha
geliştirilirse çok güzel ve çok gerçekçi olur.

Yağmurlu havalar ise mükemmel görünüyor. Gök gürlemesi, çakan
şimşekler, ıslanan kıyafetler ve yollar. Islak zemin çok başarılı bir
biçimde hazırlanmış. Rüzgarlı havalarda uçuşan yapraklar ve kağıt
parçaları, monitörün karşısında size rüzgarı hissettiriyor. Güneşli
havalarda, güneş ışığının yansıması ise insanın içini ısıtacak kadar
gerçekçi. Soğuk havalarda insanların ağzından buhar çıkması ise bu
oyunda detayların ne derecede önemli olduğunu bize gösteriyor.
Çevre etkileşimi bu oyunun göze çarpan bir diğer yeniliği. Etraftaki
sandalyeler ve masalar devrilebiliyor. Yerde bulunan şişeler, kutular
hareket edebiliyor. Aynı şekilde yerden taş alabiliyoruz. Suyun
görüntüsü ise diğer özelliklere göre geri kalmış biraz. Çok daha iyi
olabilirdi. Yapımcıların bu konuda pek de uğraştıklarını sanmıyorum.
‘San Andreas’ bu konuda daha başarılı geldi bana. Görsel efektlerde çok
iyi olmuş. Patlamalardan sonra toz ve toprağın kalkması, patlamaların
çevreye verdiği hasar mükemmel görünüyor. Yangınlar da aynı şekilde iyi
hazırlanmış.

Seslere gelince, ilk olarak silah seslerinden bahsedelim. Önceki
oyunlarda silahlar sanki oyuncakmış gibi sesler çıkarıyordu. Ben
yeterince iyi bulmamıştım. Bu oyunda silah sesleri oldukça iyi. Her
silah, gerçekti sesleriyle birebir oyuna monte edilmiş. Patlamalar ve
yangınlar esnasında çıkan sesler de geliştirilmiş. Şehrin gürültüsü,
metronun ve araçların sesleri, kornalar, ayakkabıların çıkardığı
sesler, hepsi sizin Liberty City’nin bizzat içindeymişsiniz gibi
hissetmenizi sağlıyor.
Sistem Gereksinimleri


GTA 4 grafik konusunda da beni yeterince memnun etti ama çoğu oyun
sever yüksek sistem ihtiyacı sebebiyle memnun kalmayacak. Durumun ne
kadar ciddi olduğunu söylemek gerekirse, sistemimde ATI Radeon HD 4870
ekran kartı olmasına rağmen oyunun yavaşlamasına birçok kez şahit
oldum. En yüksek grafik seviyesinde sistemim zorlanmadı diyemem. Bazen
14 fps ortalamasıyla oynadım, bazen bu ortalama 23’e kadar çıktı. En
düşük gördüğüm rakam 8 fps iken, en yüksek gördüğüm oran 46. Sadece bu
değil, ekran kartı oldukça ısındı oyun esnasında. %70’lik fan hızıyla
75 dereceyi gördüğü oldu sıcaklığın. İyi bir oynanabilirlik için
tavsiyemiz Radeon 4850 veya 9800GT gibi bir ekran kartı, minimum 2 GB
bellek ve Athlon X2 5600+ ve üstü veya Intel tarafında Core 2 Duo E7200
/ E7300 ve üstü işlemci.

Yapımcılar optimizasyon konusunda pek uğraşmamışlar. Ayrıca
yaptıkları açıklamaya göre GTA 4’ün en iyi şekilde, ileride çıkacak
donanımlarla oynanabileceğini söz konusu. Bu ne kadar doğru bilemiyorum
ama GTA 4’ü oynamanız için gerçekten iyi bir sisteme sahip olmanız
gerekir.
Liberty City ve Yeni Bir Hayat


GTA 4’ün sunduğu harita ‘San Andreas’taki kadar geniş değil,
şehirlerarası yollar yok. Sadece New York City var ve 4 yakadan oluşan
bu şehrin başta sadece bir yakasında dolaşabiliyoruz. Görevlerimizi
tamamladıkça şehrin diğer bölümleri de açılıyor. Harita eski oyuna göre
daha küçük olabilir ama çok daha büyük bir metropolde olduğumuz kesin.
Ardı arkası kesilmeyen gök delenler, çok katlı apartmanlar, gelişmiş
ulaşım ağı Niko’nun ve bizim başımızı döndürmeye yeter.

GTA 4 bize resmen ikinci bir yaşam sunuyor. Sadece görev yapmıyoruz
bu oyunda, çevremizdeki insanlarla sosyal aktiveler içerisinde
oluyoruz. ‘Little Jacob’un bize verdiği görevler bitiyor ama yine de
onla buluşup bir yerlere gidebiliyoruz, iletişimi koparmıyoruz.
Kuzenimiz Roman’la Liberty City’nin üstünü altına getiriyoruz,
‘stand-up’ gösterilerine gidiyoruz, dart oynuyoruz, bilardoda
kozlarımızı paylaşıyoruz. Kız arkadaşımızla yemek yemeye veya bir
şeyler içmeye gidebiliyoruz. Hiç olmadı, geniş bir zamanda gider
helikopterle şehir turu yaparsınız, tabi 150 dolar vererek.

Bir görevden dönüyorsunuz ve biraz stres atmak istiyorsunuz. Kız
arkadaşınızı arayıp, birlikte bir gösteri izlemeyi teklif
edebilirsiniz. Ya da eve gider televizyon izlersiniz. Evet, yanlış
okumadınız, ‘televizyon izlersiniz’ diye yazdım. Gerçi pek kanal çeşidi
yok ama en azından haberleri seyredebilir, Birleşik Amerika’da neler
oluyor öğrenebilirsiniz. Önceki oyunlarda bulunan radyo yine
araçlarımızda yerlerini almış. Farklı farklı radyo istasyonları var ve
sevdiğiniz müzik tarzına göre istediğinizi dinliyorsunuz. Ayrıca kendi
bilgisayarınızdaki müzikleri de oyunun dosyalarına ekleyebiliyorsunuz.
İletişim teknolojisinin sunduğu nimetler televizyonla ve radyoyla
sınırlı değil. Cep telefonu gerçek yaşamımızda en önemli araçlarımızdan
biri. GTA 4’te de cep telefonu olmazsa olmazlarımızın arasına girmiş.
Oyunda ilerledikçe telefon rehberimizdeki kişi sayısı artıyor. Onları
arayabiliyor, bir yerlere davet edebiliyoruz. Arkadaşlarımız da bizi
arıyor, görevler veriyor, buluşmak istiyorlar, kontörleri olmadığı
zaman mesaj atmakla yetiniyorlar.

Cep telefonumuzun zil sesini bile değiştirebiliyoruz. Hatırlatmalar
için notlar alıyoruz, bir kaza olduğu zaman 911’i bile arayabiliyoruz.
Sadece kaza olmasına gerek yok, ben bazen 911’i arayıp polis
departmanına bağlanıyorum. Polisleri bulunduğum yere çağırıyorum acil
durum niyetine. Gelen polislerinde şaşkın şaşkın ortalıkta
dolanmalarını izliyorum, gerçekten keyifli oluyor.
Ancak rehberimizdeki kişi sayısı arttıkça sorumluluklarımız da
artıyor. Bu kişilerle olan ilişkimiz her şeyden etkilenebiliyor. Kız
arkadaşınızı aramadığınız zaman veya bir yerlere götürmediğiniz zaman,
sizden soğuyor, ayrılmak bile isteyebiliyor. Veya bir başka arkadaşınız
sizi bir yere davet ettiğinde gitmezseniz aranızda soğuk rüzgarlar
esiyor. Size sitem ediyor ve aranızdaki ilişki gevşiyor. Diğer
taraftan, ne kadar çok vakit geçirirseniz aranız o kadar iyi oluyor.
İşten güçten vakit kaldıkça sosyal hayatınıza zaman ayırın,
arkadaşlarınızla ilgilenin, gezin tozun.

Bir diğer vazgeçilmezimiz internet. Şehirde bulunan internet kafeler
de uğradığımız yerlerin başında geliyor. Mail adresimizde gelen
mailleri kontrol ediyor, mail gönderebiliyoruz. Maillerinize arada bir
bakın, Niko’nun annesi bile mail atıyor Avrupalardan. İnternette
arkadaş arayabiliyoruz aynı zamanda. Gerçi bir sürü iş güç varken bir
de arkadaş bulup da başınıza iş almayın derim ben. Zaten Niko’nun
itibarı arttıkça, çevresi de bir o kadar büyüyor.
Aynı zamanda internette haberlere bakabiliyor, oyunda olan siteleri
gezinebiliyor ve en güzeli araç piyasasına bakabiliyoruz. Dışarıda bizi
bekleyen bir sürü araç var ama kendi paranızla aldığınız çok daha
değerli olur. Bir de araçlarımızda bulunan sesli navigasyon aletleri
var. Bunlar sayesinde gideceğimiz yer için izleyeceğimiz yolu harita
üstünde görebiliyoruz, hem de sesli olarak ‘200 metre sonra sola dön’
gibi cümlelerde kuruyor bu navigasyon aleti. Çok faydalı olmuş bu
sistemin oyuna konulması, New York sokakları hep birbirine benziyor,
kaybolmamak elde değil.

New York City’nin toplu taşıma sistemi oldukça gelişmiş bir
sistemdir. Oyunda da bu böyle. Hem metro, hem tren, hem de otobüslerle
ulaşımımızı sağlayabiliriz. Taksileri de unutmayın. Diğerlerine göre
daha pahalı ama olsun. Taksiye binmek için ‘E’ tuşuna basarak ıslık
öttürüyoruz ve ‘F’ tuşuna basılı tutuyoruz. Taksiye bindiğimizde gitmek
istediğimiz yeri belirliyoruz. İstersek ‘Enter’ tuşuna basarak
yolculuğu hemen atlıyoruz ve varmak istediğimiz yerde oluyoruz.
Büyük şehrin trafiği yorucu olur. Bazen trafiğin sıkıştığı oluyor,
ufak kazalar oluyor, bunun gibi şeyler yolun kapanmasına, araç
kuyruklarının uzamasına sebep oluyor. Bu arada değinmeden edemeyeceğim,
Liberty City’de yerel seçimler yaklaşmış olacak ki sağda solda yol
çalışmaları var. İşçiler kazılar yapıyorlar, yolları onarıyorlar.
Bunlar da trafiğin sıkışmasını tetikleyen faktörler.

New York’un ünlü ‘Times’ meydanı da oyuna aynen eklenmiş. Taksileri
bol olan bu meydanı ışıltılı ve renkli reklam tabelaları süslüyor.
Burada gezmek insana ayrı bir tat veriyor. Yalnız tadımızı kaçıran bir
durum var o da köprülerin paralı olması. Oyun da bile köprüden geçerken
5 dolar veriyoruz. Bir tane sosisli sandviç yiyoruz ona da 5 dolar
veriyoruz, evlat acısı gibi. Niko hemen büyük paralar kazanmadığı için
başlarda mütevazi bir hayat sürmemiz gerekli. Kıyafet dükkanları da
oldukça pahalı. Semt semt farklılık gösteren fiyatlar var. Varoş
kesimde fiyatlar ucuz iken lüks yerlerde fiyatlar biraz uçuk oluyor.
Bir diğer yenilik de giysi alırken raflardan ve askılardan görerek
seçmemiz. ‘San Andreas’da deneyerek baktığımız kıyafetlere vakit
harcamadan bakabiliyoruz. Giysi demişken, kıyafetlerinizin zamanla
kirlendiğini de söylemeliyim, eve gidip kayıt yapınca temizleniyorlar.
Karakterler


Bu bölümde bütün karakterleri ele almayacağım, sadece sevdiğim
karakterlerden bahsedeceğim. Oyundaki her karakterin bir hayatı ve
hikayesi var. Hepsi bir şeylerin peşinde koşuyor. Kimisi sadece para
için, kimisi kızlar için, kimisi ise insanlara yardım etmek için
uğraşıyor. Baş kahramanımız Niko’nun hikayesini zaten girişte anlattım.
Kuzen Roman benim en sevdiğim kişi bu oyunda. Çok renkli bir kişilik,
aynı zamanda çok şapşal. Niko’ya bazen çok kızıyor, 2 saniye geçmeden
yeniden barışıyor, küçük çocuklar gibi.
Brucie diğer renkli kişiliğimiz. Renkliden çok deli desek daha doğru
olur. Kaslı koca bir vücuda sahip ama hani derler ya; ‘kalıbının adamı
değil’, işte bu cümle cuk oturur Brucie’ye. Tuhaf tuhaf hareketler ve
sürekli spor yapar. Bizim Niko’yu da çok sever kendisi. Son olarak
Dimitri’den bahsedeceğim. Dimitri’yi de başlarda sevmiştim, akıllı bir
adama benziyordu. Sakin, sinirlenmeyen, rahat bir adamdı. Ama sonra
Niko’ya karşı anlamsız bir şekilde cephe aldı, psikopata bağlayıp
Roman’ın evini ve deposunu yaktı. Sonunda ise ne olduğunu oynayarak siz
bulun.

Saçmalıklar


Bu başlığı bir yerden hatırlıyoruz, Farcry 2 incelemesinden.
Korkmayın sakın, burada anlatacaklarım Farcry 2’deki kadar oyunu
etkileyen hatalar değiller. Ufak birkaç eksikten ibaret. Araç sürüşü
ile şikayetlerimi yinelemeyeceğim burada da. Polisler ilgili bir iki
hata mevcut. Biz birisine ateş açtığımızda polis hemen peşimize
düşerken, bizi elinde makineli tüfek olan adamlar kovalarken polis
hiçbir şey yapmıyor onlara, normalmiş gibi geçip gidiyor. GTA 4
kalitesinde bir oyunun bunu aşması lazımdı. Aynı şey ‘Mafia’da da vardı
hatırlarsanız.
Polisin önünden omzumda roket atarla geçtim, polis hiçbir şey
yapmadı, buna da pek anlam veremedim. Aynı şekilde polisin önünde
direği yıktım hiçbir tepki vermedi, kamu mallarına sahip çıkmaları
lazım biraz. Bazen arabalarla çarpıştığımız zaman hiç hasar olmuyor.
Son olarak da, içinde müşterisi olan taksinin ıslığımızla durması,
bizim binmemiz ve diğer müşterinin inmesi bana tuhaf geldi, galiba
Amerika’da düzen böyle.
GTA IV'de Multiplayer


GTA 4 'multiplayer' desteği ile seriye başka bir yenilik getirdi.
Arkadaşlarınızla çok eğlenebileceğiniz kesin bu sayede. GTA'da
nasıl 'multiplayer' olur diye sormuştum kendime ama baya bir olmuş.
Motorlarla yarış yapmak, sokak ortasında çatışmak hepsi çok eğlenceli.
Aynı zamanda 'Live' desteği de mevcut bu oyunda. Oyunu 'Multiplayer'
oynayabilmeniz için 'Social Club' ve 'Games for Windows' hesabınız
olmalı. 'Social Club' GTA için yamalar ve güncellemeleri alabilceğiniz
bir sistem. Dünyadaki diğer GTA kullanıcıları ile de iletişim
kurabileceğiniz yer.

Son Sözler


GTA zaten kendini ispatlamış bir oyun, GTA 4 ile yerini daha da
sağlamlaştırdı bu seri. Muhteşem bir oyun olmuş. Resmen ikinci bir
yaşam sizi bekliyor oyunda. Bazı yabancı siteler 100 üzerinden 100
vermiş bu oyuna, ama benim için 100 puanı alacak oyunun hiç hatası
olmamalı. GTA yukarıda saydığım hataları içermeseydi 100 verirdim ama
ufak da olsa o hatalar puan kırdırıyor. Ne duruyorsunuz, gidip
oynasanıza tatil bitmeden. Aman dikkat edin kendinizi fazla
kaptırmayın, dersi olan derslerini ihmal etmesin, işe gidenin aklı
oyunda kalmasın, unutmayın orada bir yaşam olabilir ama gerçekteki
kadar önemli değil. Yoruldum, uykusuzum, üç gündür toplam 9 saat uyku
ile duruyorum, sonunda bitti bu yazı, ben de bittim.
Test Sistemi

  • Ekran Kartı: Asus Radeon HD 4870 Top Edition 512MB
  • İşlemci: AMD Athlon 64 X2 5200+ (2.7 GHz)
  • Anakart: MSI K9AGM3 690G
  • Bellek: Kingston 2GB DDR2-800

Alıntı: oyun.pclabs.com.tr


[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
Berko
Yardımcı Yönetici

Rep Puanı Rep Puanı : 41
Başarı Sistemi Başarı Sistemi : 3

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Güncel Geri: Grand Theft Auto IV {İnceleme}

Mesaj tarafından BerkinG Bir Perş. Nis. 30, 2009 7:09 pm

multi oynanması cok güzel
güzel paylasım
avatar
BerkinG
Derece 4 - Level 4

Rep Puanı Rep Puanı : 0
Başarı Sistemi Başarı Sistemi : 0

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Güncel Geri: Grand Theft Auto IV {İnceleme}

Mesaj tarafından Berko Bir Perş. Nis. 30, 2009 8:58 pm

Teşekkürler...
avatar
Berko
Yardımcı Yönetici

Rep Puanı Rep Puanı : 41
Başarı Sistemi Başarı Sistemi : 3

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Güncel Geri: Grand Theft Auto IV {İnceleme}

Mesaj tarafından ForceHawk_7z Bir Cuma Mayıs 01, 2009 11:02 am

GTA IV gerçekten çok güzel...
avatar
ForceHawk_7z
Yaratıcı

Rep Puanı Rep Puanı : 1365
Başarı Sistemi Başarı Sistemi : 52

http://oyun.lifeme.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Güncel Geri: Grand Theft Auto IV {İnceleme}

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz